EĞER KENDİNİZE BİR ÇUKUR AÇTIYSANIZ, KAZMAYI BIRAKIN

Merhaba Dostlar,

Bu yazımda tavsiye üzerine okumaya başladığım, çok da keyif aldığım, yazarının Robert T. Kiyosaki olduğu “Rich Dad-Poor Dad (Zengin Baba-Yoksul Baba)” kitabından hepimize ders olabileceği veya kendimizi görebileceğimiz bir bölümünü paylaşacağım. Hikaye gerçekten hiçbirimize yabancı değil. Çalıştığımız , kazandığımız halde ay sonunu  getiremeyenlerin hikayesi. Keyifli okumalar…

Çalışkan insanların ortaya koyduğu resim kareleri belirli bir şema gösterir. Yeni evli, mutlu ve eğitimli bir çift düşünün. Yeni evli çift, daracık kiralık bir apartman dairesine taşınarak hayata başlarlar. Çok sürmez, birlikteyken en az tek başına oldukları kadar az para harcadıklarından para arttırdıklarını farkederler. Sorun dairenin darlığıdır. Çocuk sahibi olabilmek için düşlerindeki evi satın almak üzere para biriktirmeye karar verirler. Ne de olsa artık çift gelirlidirler. Böylelikle mesleklerine odaklanırlar. Gelirleri artmaya başlar. Gelir arttıkça giderleri de artar. Gelirlerinin artması durumunda düşlerindeki evi almak üzere karar alırlar. Kendi evlerine yerleşir yerleşmez, adına emlak vergisi denen yeni bir vergisiyle tanışırlar. Derken yeni araba, yeni evlerine göre mobilyalar ve yeni aletler alırlar. Ansızın uyandıklarında ellerindeki pasif sütunu (giderler) ipotek borcu ve kredi kartı borcuyla dolmuştur.

Fare yarışında tutsaktırlar artık… Bir çocukları doğar. Daha çok çalışırlar. Aynı süreç tekrarlanır. Daha çok parayla daha yüksek vergiye destek kayması da denir.

Kredi kartları gelir postayla.Kullanırlar. Borçlar doruğa tırmanır. Kredi şirketlerinden biri arar, en büyük aktifleri olan evlerinin değerini gördüklerini söyler. Şirket , borçlarını birleştirmeyi önerir, çünkü kredi notları yüksektir, ayrıca yapılacak en doğru şeyin kredi kartlarını, yüksek faizli tüketici kredisini kapatmak olduğunu belirtir. Bunun yanı sıra, ev kredisindeki faiz vergiden düşülecektir. Kabul ederler,kredi kartı borçlarını öderler. Biraz rahatlamışlardır. Şimdi tüketici kredi borçlarını evin kredisine katmışlardır. Borç taksitleri düşmüştür, ne de olsa geri ödemeyi 30 yıl daha uzatmışlardır. Bu akıllıca bir şeydir.

Komşuları uğrayıp birlikte alışverişe gitmeyi önerir. İndirimli satışlar başlamıştır. Tasarruf etme fırsatı doğmuştur. ‘Hiçbir şey almayacağım.Bir gidip ne var ne yok bakacağım okadar’ diyerek yola düşerler. Ama olur da akla yatan birşey görürüz diye de kredi kartlarını yanına alırlar.

Bu gibi çiftlerin sadece adları değişir ancak finansal ikilemeleri aynıdır. Sürekli ‘ nasıl daha fazla para kazanabiliriz veya nasıl zengin oluruz?’ un çıkmazı içinde olurlar. Harcama alışkanlıkları yüzünden gelirlerini arttırma arayışına girmişlerdir. asıl sorunun ellerindeki parayı nasıl harcadıklarıyla ilgili olduğunu bilmezler. Buna yol açan finansal bilgisizliktir. gelir ve gider arasındaki (aktif ve pasif) farkı anlamamaktır.

Daha fazla paranın kişinin sorunlarını çözdüğü enderdir. Sorunu çözecek olan ise zekadır. (Kiyosaki R. , S:89-94)

O yüzden başlıktaki gibi; Kendinize bir çukur açtıysanız, kazmayı bırakın !

Çoğu zaman eline beklenmedik bir para geçen kişi – diyelim miras, maaş zammı ya da şans oyunları- kısa sürede tekrar maddi sıkıntıya düşer. Ya da daha beteri… Para yalnızca kişinin beynindeki nakit akışı modelini etkilemiştir. eğer bu model elinize geçeni harcama eğilimindeyse, gelir artışı, gider artışını doğuracaktır.

Şu deyiş bunu pek güzel özetler: ” Aptal ve para yan yana gelince büyük şenlik olur

Hikayeden hisse çıkarabildik mi? Çift tanıdık geldi mi?

Umarım para için çalışabilen yerine parayı çalıştırabilen oluruz.

Sevgiyle kalın…

Mkabasakal

 

 

Lütfen Beğenin ve Takipte Kalın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir